Searching...
8 Mart 2012 Perşembe

Atatürk'ün liderlik özellikleri


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK' ÜN LİDERLİK ÖZELLİKLERİ
PROBLEM ÇÖZÜCÜ OLMA
Mustafa Kemal Atatürk Dedi ki:
                  " Zorlukları çözen kimse olmak isteyenlerin ilk yapacakları,
                  olayların içyüzünü bilip, ona uymak olmalıdır."
                  " Biz teori ve laf yerine, iş yapmayı tercih ettik."
                  " Şimdi sözden ziyade iş zamanıdır. Artık benim için söz
                  söylemeye ihtiyaç kalmadı kanaatindeyim. Bundan
                  sonra bizim için faaliyet, hareket ve yürümek lazımdır."
                  " Başladığım işi bitirmeliyim."
                  " Tatbik eden, icra eden, karar verenden daima daha  kuvvetlidir."
                  Mustafa Kemal'den Atatürk'ten Alınacak Dersler :
* Ele aldığınız konuyu iyice gözden geçirip, onu bütün olasılıkları içinde inceleyin ve en saklı köşelerine kadar aydınlatmaya çalışın. Bir problemle uğraşmak, hiç ara vermeden o konuyu düşünmek demektir.
                  * Problemlere çözüm aramadan önce, problemleri doğru tanımlayın. Çoğunlukla problem çözmenin en zor kısmı, gerçek problemin ne olduğunu bulmaktır.
                  * Büyük problemleri daha ufak ve daha az ürkütücü problemlere bölün. Problemi parçalara ayırdığınızda, meşgul olunması gereken gerçek problemi daha kolay tanımlarsınız.
                  * Geniş çözüm yollarına açık olun.En karışık sonuçları en basit yollarla elde etmeye çalışın. Sorunun daima en basit çözümünü bulun.
                  * Her konuda en radikal, en doğru ve kestirme yolu tercih edin.
                  * Bir işe başladığınız vakit, onun sonunu görmeden rahat etmeyin.
                  * Ele aldığınız bütün işlerin bir çıkar tarafını bulun, o işi hemen bitirin.
                  * Hangi yeni işi yapmaya niyetlenirsiniz niyetlenin, önce başladığınız işleri bitirin.
                  * Daima hareket halinde bulunun, elinizden hiçbirşey kurtulmasın.

                  KARAR VERME YETENEĞİ
                  Mustafa Kemal Atatürk Dedi ki:
                  " Bu dakikada siz de düşünürsünüz ki bir kararım varken onu niçin hemen tatbik etmiyorum? Ben de hemen söyleyeyim ki ağır ve katı bir kararın doğruluğuna inanmak için vaziyeti her köşesinden mütalaa etmek lazımdır. Ağır ve kati bir karar tatbik edilmeye başlandıktan sonra, keşke bu tarafını da düşünseydim, belki bir çıkar yol bulurduk gibi tereddütlere yer kalmamalıdır. Böyle bir tereddüt, karar sahibinin vicdanında kanayan bir nokta olur ve onu yaptığının doğruluğundan da şüpheye düşürür. Bundan başka, beraber çalışacak olanlar, yapılandan başka bir şey yapılmak ihtimali kalmadığına inanmalı idiler."
                  " Daha kesin karar alınacak kadar bilgi alınamadı."
                  " Her şey düşünülmüştür. En basit zannedilen tedbirler dahi gözden kaçırılmamış olarak alınmıştır."
                  Mustafa Kemal'den Atatürk'ten Alınacak Dersler :
                  * Cesaretli kararlar vermeye hazır olun. Kararlarınız açık olsun. Bir kere karar verdikten sonra, onu tatbik ettirmek için tüm gayretinizi gösterin.
                  * Karar vermek için sağlam esaslar ve rakamlara dayanın. İnca hesaplardan ve uzun yargılmadan sonra karar verin."
                  * Son ve kesin kararı verebilmek için, her şeyi en küçük ayrıntıyı bile gözden kaçırmadan dikkatle inceleyin."
                  * Kesin kararınızı verinceye kadar, hiç hoşunuza gitmeyecek fikirleri dahi sonuna kadar dinleme sabrını gösterin. Kesin kararınızı da herkesle beraber, herkesle inanarak ortaklaşa bir karar haline sokun. Aldığınız kararları "arkadaşlarla verdiğimiz kararlar" şekline getirmeye çalışın.
                  * Durumu her açıdan görerek, her şeyi tartarak inceleyin.
                  * Büyük kararlarda " geç kalmamak" kadar "erken davranmamak da
                  önemlidir. Daima karar vermek için tam vaktini seçin.
                  VİZYON SAHİBİ OLMA
                  Mustafa Kemal Atatürk Dedi ki:
                  " Benimle beraber yola çıkanlar, kendi görüş ufuklarının
                  sonuna erince, birer birer beni bıraktılar."
                  " Milletimiz mazisinden değil, artık istikbalinden mesuldur."
                  " Ufuklara kadar görüyoruz.Onun ötesini görmeye çalışacağız."
                  " Uygarlık yolunda başarı, yenilikleri kavrayıp uygulamaya, yenilşemeye bağlıdır."
                  "Değişikliklerin sabit ve belirli vaziyetleri yoktur.Ama bu değişiklikler,faal insanlar için imkan ve kolaylık hazırlarlar."
                  " Medeniyet yolunda başarı yeniliğe bağlıdır. Hayat ve yaşayışa hakim olan kanunların, zaman ile değişmesi, gelişmesi ve yenilenmesi zaruridir."
                  " Gözlerimizi kapayıp soyut yaşadığımız farz edemeyiz.Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile ilgisiz yaşayamayız.Tam tersine ilerlemiş, uygarlaşmış bir ulus olarak uygarlık alanının üzerinde yaşayacağız. Bu hayat ancak bilim ve fenle olur."
                  " Bütün insanlığı bir tek vücut ve her milleti de bu vücudun bir parçası gibi düşünmemiz gerekir.Dünyanın bir yerinde bir hastalık çıkmışsa "Bundan bana ne" diyemeyiz. Böyle bir hastalık varsa, ta içimizden çıkmışcasına bizi de ilgilendirmelidir."
                  " Ancak kendinden sonrakileri düşünebilenler, milletlerini yaşamak ve ilerlemek olanağına eriştirebilirler."
                  Mustafa Kemal'den Atatürk'ten Alınacak Dersler:
                  * Düşüncelerinize sınır tanımayın, asla dar kalıplar içinde düşünmeyin. Her konuyu kendi bütünlüğü içinde ele alın.
                  * Bir olayı her açıdan, her şeyi tartarak inceleyin, her şeyin özünü bulun, hiç bir zaman ayrıntılara saplanmayın.
                  * Yapmayı düşündüğünüz işin en aşırı ve en yumuşak biçimlerini ve onlar arasındaki türlü basamakları gözden geçirin, inceleyin.Böylelikle girişilecek işin bütün yönlerini aydınlatır, imkanları ve imkansızlıkları belirleyip, en uygun yolu seçebilirsiniz.
                  * Düşünceleriniz yaptıklarınızın, yaptıklarınız ise düşündüklerinizin yönlendiricisi olsun.
                  * Yaratıcı fikirlerin önemi büyüktür, fakat önemli olan, fikirleri eyleme dönüştürebilmektir.
                  * Hadiselerden, gelişmelerden, yeniliklerden azami şekilde faydalanmasını bilin.
                  * İleriye dönük olun, yaratıcı düşüncelerinizle gelişmeleri hedeflerinize uygun olarak yönlendirin.
                  * Düşündüğünüz şeyleri hayata geçirmek için harekete geçin.
                  GÖREVE TALİP OLMA
                  Mustafa Kemal Atatürk Dedi ki:
                  " Bir takım tasarılarım, hatta büyük tasarılarım var. Amabunlar yüksek bir mevki elde etmek ya da zengin olmak gibi maddi cinsten değil. Bu tasarılarımın gerçekleşmesini, hem ülkenin yararına olacak, hem de bana görevimi yapmış olmaktan dolayı zevk verecek büyük bir fikri başarıya ulaştırmak için istiyorum."
                  " Eğer mecbur edilirsem memurluk görevimden istifa ederek, eskisi gibi Anadolu'da ve sine-i millette kalacağım ve vatani görevlerime bu kere daha sarih adımlarla devam edeceğim."

                  " Ben iyi biçimlenmiş işleri severim."

                  Mustafa Kemal'den Atatürk'ten Alınacak Dersler:
                  * Kendinize güvenin, hangi işin aksak tarfını görürseniz " ben yaparım " diye ileri atılın.
                  * Bir göreve talip olan, genellikle hazırlıksız birine göre, o göreve sahip olma ve başarı şansını artırır.
                  * Haklı olarak talip olduğunuz görevler, yetkililerin sizi daha gerçekçi olarak değerlendirmelerine neden olur, onlara bilmedikleri yönlerinizi gösterir.
                  * Yükselme hırsı gözünüzü köreltmesin, yapamayacağınız bir işe talip olmayın.
                  Kaynakça: Mustafa Kemal Atatürk'ün Liderlik Sırları - Adnan Nur Baykal
Hak ve haksızlık sınırını belirleyebilme yeteneği:
Atatürk’ün barış ve kardeşlik üzerine söylediği birçok söz var:
“"Yurtta barış, dünyada barış";
“Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça harp bir cinayettir”.

Aynı Atatürk, ülkenin bağımsızlığı söz konusu olduğunda çok mücadeleci bir tavır sergilemiştir:
“Geldikleri gibi giderler”;
“Benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım”.

Gelenekselliği çağdaşlıkla dengeleyebilme yeteneği:
Atatürk toplumu çağdaş düzene ulaştırmayı amaçlamış, her zaman bilimsel yöntemleri kendine ilke edinmiştir.
“Hayatta en gerçek yol gösterici ilimdir”;
“Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipleri gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz ilhamlarımızı gökten ve garipten değil doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz”.

Aynı zamanda Atatürk, Türklerin geleneksel değerlerini koruyarak, çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmayı amaçlar.
Özellikle batılı güçler tarafından işgal edilmiş ülkelerde büyük bir aşağılık duygusu egemendi. Atatürk bu aşırı düşüncelere yanaşmamış, gelenekselliği çağdaşlıkla dengeleyerek akılcı bir yol izlemiştir.
Kendi yetki ve gücünü kendisinin ve çevresinin çıkarına değil halk yararına kullanma iradesi:
“Köylü milletin efendisidir”;
“Hâkimiyet kayıtsız, şartsız milletindir”.

Atatürk’ün bu sözleri, onun diktatörlük ve kraliyet rejimlerini değil halkın yönetimini amaçlayan demokrasiyi tercih ettiğinin açık bir delilidir. Avrupa’nın birçok ülkesinin giderek diktatörlük rejimine döndüğü bir ortamda Atatürk’ün bu sözleri çok anlamlıdır. Savaş kazanmış, istese ülkenin bütün kaynaklarını kendi çıkarına kullanabilecek durumda olan bir devlet başkanının gönüllü olarak kendi yetki ve gücünden feragat etmesi az bulunur bir iradedir.
Kişisel özgürlüğü ortak toplum kurallarıyla dengeleyebilme yeteneği:
Atatürk her insanın özgün haklarını savunmuştur:
''Özgürlük olmayan bir ülkede ölüm ve çöküntü vardır”.
Ayrıca Atatürk, samimi bir şekilde inandığını açıkça ve sık sık belirtmiştir:
“Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam (dine de) öyle inanıyorum. Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor".
Kuran’ın ve hadislerin Türkçeye tercümesini bizzat kendisi takip etmiş ve dinin yozlaşmadan bilimsel bir şekilde araştırılması için Diyanet İşleri Başkanlığını kurdurmuştur. Yine aynı Atatürk, devlet ve toplum idaresinde laik düzeni yerleştirmek için kararlı bir tavır takınmıştır:
“Türkiye Cumhuriyetinde, her yetişkin dinini seçmekte hür olduğu gibi, belirli bir dinin merasimi de serbesttir. Yani, ibadet hürriyeti vardır. Tabiatıyla ibadetler, güvenlik ve genel adaba aykırı olamaz; siyasi gösteri şeklinde de yapılamaz”.
İşte Atatürk’ün kişisel özgürlüğü ortak toplum kuralları ile dengeleme yeteneği hem bireylerin hem de çeşitli inanca sahip insanlardan oluşan toplumun huzur içinde yaşaması için çok önemli bir özelliktir.
Etnik kimlik ile vatandaşlık kimliğini dengeleme yeteneği:
Aynı zamanda insanların ruhunda ya kadercilik hastalığı belirmiş ya da vurdumduymazlık almış yürümüştü. İşte bu karamsar ortamda “Ne mutlu Türküm diyene” diye haykıran Atatürk, Türk milletini adede silkip uyandırmış ve yeniden belirli bir dinamiğe kavuşturmuştu.
Ancak Atatürk hiçbir zaman Türk olmayı etnik kimliğe bağlamamış, her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını Türk olarak yasalarla da tanımlayarak kucaklamıştı:
“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye  halkına Türk milleti denir”. 
Özellikle Atatürk’ün döneminde Avrupa’da etnik kimlik üstünlüğü düşüncesi giderek yayılıyor ve bilindiği gibi insanlığı bir felakete doğru sürüklüyordu. Bu ortamda Atatürk’ün etnik kimlik ile vatandaşlık kimliğini dengeleme yeteneği takdire değer bir özelliktir.
Görüyoruz ki Atatürk bu özelliklerini Batı’dan esinlenmemiştir. Aslında, ben sadece Türklerin değil, özellikle Batı’nın Atatürk’e çok ihtiyacı olduğuna inanıyorum.
Arada bir yayılmacı politika izleyerek hak ve haksızlık sınırını şaşıran;
Geleneksel Avrupa uygarlığından başka bir uygarlık yoktur diyerek çağdaşlığı sık sık ret eden;
Zaman zaman “network” ve “lobiler” kanalıyla az gelirli çoğunluğun hakkını yiyen;
Laik görünmesine rağmen ikide bir azınlıkların dinini ön plana çıkarak onları aşağılayan;
Vatandaşlık kimliğini göz ardı edip sabah akşam etnik kimlikle uğraşan bazı Batılıların Atatürk’ten öğrenecekleri çok değerler var. Öyle değil mi?

0 yorum:

Yorum Gönder

KÜFÜR HAKARET İÇEREN YORUMLAR SİLİNECEKTİR

 
Back to top!